İş Kazası Sonrası Ne Yapılmalı? 7 Önemli Adım (2026) | İzmir Avukat
İş kazaları, çalışanların bedensel ve ruhsal sağlığını etkileyebilen, aynı zamanda önemli hukuki sonuçlar doğurabilen olaylardır. Özellikle inşaat, sanayi, üretim, lojistik ve hizmet sektörlerinde meydana gelen iş kazaları, çalışanların geçici veya sürekli iş göremezlik yaşamasına, çalışma hayatından uzaklaşmasına ve bazı durumlarda yaşamını kaybetmesine neden olabilmektedir.
İş kazası geçiren çalışanların en çok merak ettiği sorular arasında “İş kazası geçirdim, ne yapmalıyım?”, “İş kazasını kim SGK'ya bildirir?”, “İş kazası geçiren işçi tazminat alabilir mi?”, “İşveren kazayı bildirmezse ne olur?”, “Sigortasız çalışan iş kazası geçirirse hangi haklara sahiptir?” ve “İş kazası tazminat davası nasıl açılır?” bulunmaktadır.
İş kazası sonrasında doğru adımların atılması, hem sağlık durumunun korunması hem de çalışanların sosyal güvenlik ve tazminat hakları bakımından önem taşımaktadır.
5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu, 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu, iş kazaları bakımından uygulanabilecek başlıca hukuki düzenlemeleri içermektedir.
Bu yazımızda İzmir'de iş kazası geçiren çalışanların haklarını, SGK bildirim sürelerini, iş kazası tutanağını, sağlık raporlarını, maddi ve manevi tazminat taleplerini, sigortasız çalışanların durumunu ve iş kazası davalarında izlenecek hukuki yolları 2026 yılı itibarıyla ele alıyoruz.
İş Kazası Nedir? Hangi Olaylar İş Kazası Sayılır?
İş kazası, 5510 sayılı Kanun'un 13. maddesinde belirtilen hâllerden birinde meydana gelen ve sigortalıyı hemen veya sonradan bedenen ya da ruhen engelli hâle getiren olaydır.
Kanuna göre özellikle şu durumlarda meydana gelen olaylar iş kazası kapsamında değerlendirilebilir:
Sigortalının işyerinde bulunduğu sırada meydana gelen kazalar.
İşveren tarafından yürütülen iş nedeniyle meydana gelen kazalar.
İşverenin görevlendirmesiyle işyeri dışında geçirilen belirli zamanlarda meydana gelen kazalar.
Emziren kadın sigortalının mevzuat gereğince süt izni kullandığı sırada meydana gelen kazalar.
İşveren tarafından sağlanan taşıtla işe gidiş veya işten dönüş sırasında meydana gelen kazalar.
Kendi adına ve hesabına çalışan sigortalının yürüttüğü işi nedeniyle meydana gelen kazalar.
Örneğin bir fabrika çalışanının üretim makinesinde yaralanması, inşaat işçisinin çalışma sırasında yüksekten düşmesi veya işveren tarafından sağlanan servis aracının kaza yapması, diğer kanuni şartlar da mevcutsa iş kazası kapsamında değerlendirilebilir.
Ancak bir olayın iş kazası sayılması ile işverenin bu olaydan dolayı tazminat ödemekle sorumlu tutulması birbirinden farklı konulardır.
İş kazasının SGK tarafından kabul edilmesi, işverenin her durumda kusurlu olduğu anlamına gelmez. Tazminat sorumluluğunun belirlenmesinde ayrıca hukuki inceleme yapılması gerekir.
1. İş Kazası Sonrasında Derhal Tıbbi Yardım Alınmalıdır
İş kazası meydana geldiğinde ilk yapılması gereken işlem, kazazedenin can güvenliğinin sağlanması ve gerekli tıbbi müdahalenin gerçekleştirilmesidir.
Özellikle yüksekten düşme, elektrik çarpması, makineye sıkışma, ağır yaralanma veya bilinç kaybı gibi durumlarda zaman kaybedilmeden 112 Acil Çağrı Merkezi üzerinden yardım istenmelidir.
Kazazedenin sağlık durumunu tehlikeye atabilecek bilinçsiz müdahalelerden kaçınılmalıdır.
Hastaneye Başvururken İş Kazası Olduğu Belirtilmelidir
Sağlık kuruluşuna başvurulduğunda yaralanmanın işyerinde veya işin yürütümü sırasında meydana geldiğinin doğru ve açık şekilde anlatılması önemlidir.
Hastane kayıtlarında olayın oluş şeklinin doğru yer alması, ileride gerçekleştirilecek SGK incelemelerinde ve hukuki süreçlerde önem taşıyabilir.
Örneğin bir çalışan işyerinde merdivenden düşerek yaralanmışsa olayın nerede, ne zaman ve hangi koşullarda gerçekleştiğini doğru biçimde açıklamalıdır.
Hastane kayıtlarının eksik veya hatalı olması, iş kazası ile yaralanma arasındaki bağlantının ortaya konulmasını güçleştirebilir.
Ancak hastane kayıtlarında olayın başlangıçta iş kazası olarak gösterilmemiş olması, sonradan hukuki inceleme yapılmasını tamamen engellemez.
2. İş Kazası İşverene ve SGK'ya Bildirilmelidir
İş kazası sonrasında önemli aşamalardan biri kazanın ilgili kurumlara bildirilmesidir.
5510 sayılı Kanun'un 13. maddesi ve 6331 sayılı Kanun'un 14. maddesi uyarınca, hizmet akdiyle çalışan sigortalıların iş kazalarının bildirilmesinde temel yükümlülük işverene aittir.
İş Kazası Kaç Gün İçinde SGK'ya Bildirilmelidir?
4/a kapsamında çalışan işçinin iş kazası geçirmesi durumunda işveren;
yetkili kolluk kuvvetlerine derhal,
Sosyal Güvenlik Kurumuna ise kural olarak kazadan sonraki üç iş günü içerisinde
bildirimde bulunmalıdır.
Örneğin pazartesi günü meydana gelen bir iş kazasının SGK'ya bildirilmesi için son gün, araya resmî tatil girmediği varsayımında perşembe günüdür.
Ancak kazanın işverenin kontrolü dışındaki bir yerde meydana gelmesi durumunda kanundaki koşullarla bildirim süresi işverenin kazayı öğrendiği tarihten itibaren başlayabilir.
İş Kazasını İşçi mi, İşveren mi Bildirir?
Hizmet akdiyle çalışan 4/a sigortalıları bakımından kanuni bildirim yükümlülüğü işverene aittir.
Buna karşılık 4/b kapsamında kendi adına ve hesabına çalışan sigortalılar için farklı bildirim kuralları bulunmaktadır.
Bu kişiler kural olarak, bir ayı geçmemek üzere rahatsızlıklarının bildirim yapmaya engel olmadığı günden sonraki üç iş günü içerisinde bildirim yapmalıdır.
Ayrıca 6331 sayılı Kanun'un 14. maddesi uyarınca sağlık hizmeti sunucularının da kendilerine intikal eden iş kazalarını en geç on gün içerisinde SGK'ya bildirme yükümlülüğü bulunmaktadır.
İşveren İş Kazasını SGK'ya Bildirmezse Ne Olur?
İşverenin bildirim yükümlülüğünü yerine getirmemesi hâlinde idari yaptırımlar ve SGK'nın belirli ödemeleri işverenden tahsil etmesi gibi sonuçlar gündeme gelebilir.
Ancak işverenin kazayı bildirmemesi, olayın hukuken iş kazası olarak değerlendirilmesi olasılığını kendiliğinden ortadan kaldırmaz.
Çalışan, iş kazasının bildirilmediğini düşünüyorsa SGK'ya başvurabilir veya ALO 170 üzerinden çalışma hayatına ilişkin ihbar ve başvuru yolları hakkında bilgi alabilir.
3. İş Kazası Tutanağı Düzenlenmeli ve Deliller Korunmalıdır
İş kazasının hangi koşullarda meydana geldiğinin belirlenmesi, olay sonrasında yapılabilecek hukuki değerlendirmeler bakımından önem taşır.
6331 sayılı Kanun'un 14. maddesi işverene iş kazalarının kaydını tutma, gerekli incelemeleri yapma ve rapor düzenleme yükümlülüğü getirmektedir.
İş kazası tutanağında kazanın tarihi, saati, meydana geldiği yer, olayın oluş şekli, mevcut tanıklar ve alınan ilk önlemler gibi bilgilerin bulunması yararlı olabilir.
Ancak olayın ispatı yalnızca iş kazası tutanağına bağlı değildir.
İş Kazası Sonrasında Hangi Deliller Saklanmalıdır?
Somut olayın özelliklerine göre aşağıdaki kayıtlar önem taşıyabilir:
İş kazası tutanağı ve varsa kolluk kayıtları.
İşyerindeki kamera görüntüleri.
Kazanın meydana geldiği alanın fotoğrafları.
Olayı gören çalışanların tanıklıkları.
İş sağlığı ve güvenliği eğitim kayıtları.
Kullanılan makine veya ekipmanla ilgili kayıtlar.
Kişisel koruyucu donanım teslim belgeleri.
Çalışma çizelgeleri, görev talimatları ve vardiya kayıtları.
Hastane belgeleri ve sağlık raporları.
İşverenle yapılan ilgili yazışmalar.
Özellikle kamera kayıtları belirli sürelerin sonunda silinebileceğinden, bu kayıtların hukuka uygun şekilde korunması için zamanında girişimde bulunulması önemlidir.
İş Kazası Tutanağında Yanlış Bilgi Varsa Ne Yapılmalıdır?
Tutanağın gerçeğe aykırı olduğunu düşünen çalışan, yanlış bilgileri kabul etmek zorunda değildir.
Özellikle olayın oluş şeklini gerçeğe aykırı anlatan veya kusuru peşinen kabul ettirmeye yönelik belgeler dikkatle değerlendirilmelidir.
Boş veya içeriği okunmamış belgelerin imzalanmasından kaçınılması önemlidir.
Bununla birlikte çalışanın bir tutanağı imzalamış olması, her durumda hukuki haklarını kaybettiği anlamına gelmez. Belgenin içeriği ve düzenlenme koşulları ayrıca incelenebilir.
4. Sağlık Raporları ve Tedavi Belgeleri Eksiksiz Saklanmalıdır
İş kazası sonrasında düzenlenen tıbbi belgeler, hem SGK haklarının değerlendirilmesinde hem de olası maddi ve manevi tazminat taleplerinde önem taşımaktadır.
Bu nedenle çalışanların tedavi sürecine ilişkin belgeleri mümkün olduğunca düzenli biçimde muhafaza etmesi yararlıdır.
Özellikle acil servis kayıtları, muayene sonuçları, ameliyat belgeleri, istirahat raporları, görüntüleme sonuçları ve rehabilitasyon belgeleri önem taşıyabilir.
İş Kazası Sonrası Alınan Rapor Ne İşe Yarar?
İstirahat raporu, sağlık durumunun çalışma gücü üzerindeki geçici etkisinin değerlendirilmesini sağlar.
Bu raporlar, şartları oluştuğunda SGK tarafından geçici iş göremezlik ödeneği bağlanması bakımından önemlidir.
Kaza sonucunda kalıcı bir sağlık sorunu oluşması durumunda ise sürekli iş göremezlik yönünden ayrıca değerlendirme yapılabilir.
İş Kazasında Sürekli İş Göremezlik Oranı Nasıl Belirlenir?
Sürekli iş göremezlik durumu, yalnızca çalışanın kendisini ne ölçüde yaralanmış hissettiğine göre belirlenmez.
SGK tarafından yetkilendirilen sağlık hizmeti sunucularının raporları ve Kurum Sağlık Kurulunun değerlendirmesi önem taşır.
5510 sayılı Kanun'un 19. maddesi uyarınca, meslekte kazanma gücünün en az %10 oranında azaldığının usulüne uygun şekilde tespit edilmesi durumunda sürekli iş göremezlik geliri gündeme gelebilir.
Ancak SGK tarafından belirlenen sürekli iş göremezlik oranı ile hukuk mahkemesindeki tazminat hesabında incelenebilecek zarar ve maluliyet değerlendirmeleri aynı hukuki işlem değildir.
Bu nedenle her dosyada raporların niteliği ve hangi amaçla düzenlendiği ayrıca incelenmelidir.
5. SGK İş Kazası Sigortasından Doğan Haklar Araştırılmalıdır
İş kazası geçiren çalışanların sosyal güvenlik mevzuatından kaynaklanan çeşitli hakları bulunmaktadır.
5510 sayılı Kanun kapsamında iş kazası sigortasından sağlanabilecek başlıca haklar; geçici iş göremezlik ödeneği, sürekli iş göremezlik geliri ve ölüm hâlinde hak sahiplerine yönelik belirli ödemelerdir.
Ancak bu hakların doğumu ve kapsamı, sigortalılık statüsüne ve kanuni şartlara göre değişebilir.
Geçici İş Göremezlik Ödeneği Nedir?
Geçici iş göremezlik ödeneği, iş kazası nedeniyle belirli bir süre çalışamayan sigortalıya kanuni şartlarla SGK tarafından yapılan ödemedir.
SGK'nın açıklamasına göre iş kazası nedeniyle alınan uygun istirahat raporunda, hastalık sigortasından farklı olarak ödenek ilk günden itibaren değerlendirilebilir.
İş kazası nedeniyle geçici iş göremezlik ödeneği, genel olarak;
yatarak tedavide günlük kazancın yarısı,
ayaktan tedavide günlük kazancın üçte ikisi
esas alınarak hesaplanmaktadır.
İş kazası sigortası bakımından 4/a sigortalıları için belirli bir prim ödeme gün sayısını tamamlama koşulu bulunmamaktadır.
Bununla birlikte 4/b sigortalıları bakımından tedavi şekli, istirahat koşulları ve prim borçları gibi konularda özel hükümler uygulanmaktadır.
Sürekli İş Göremezlik Geliri Nedir?
İş kazası sonucunda meslekte kazanma gücünün kanunda öngörülen düzeyde azaldığı tespit edilen sigortalıya sürekli iş göremezlik geliri bağlanabilir.
Bu gelir ile işverenden talep edilebilecek maddi tazminat aynı şey değildir.
SGK tarafından gelir bağlanması, işverenin şartları oluşmuş tazminat sorumluluğunu her durumda tamamen ortadan kaldırmaz.
Ancak SGK tarafından yapılan ödemelerin tazminat hesabına etkisi ayrıca değerlendirilmelidir.
6. İş Kazası Nedeniyle Maddi ve Manevi Tazminat Hakları Değerlendirilmelidir
İş kazası sonrasında çalışanların en çok araştırdığı konulardan biri, işverenden maddi ve manevi tazminat talep edilip edilemeyeceğidir.
Türk Borçlar Kanunu'nun 417. maddesi uyarınca işveren, işyerinde iş sağlığı ve güvenliğinin sağlanması için gerekli önlemleri almak ve gereken araç ve gereçleri bulundurmakla yükümlüdür.
6331 sayılı Kanun'un 4. maddesi de işverenin çalışanların işle ilgili sağlık ve güvenliğini sağlama yükümlülüğünü düzenlemektedir.
Ancak bir iş kazası meydana geldiğinde işverenin otomatik olarak bütün zarardan sorumlu olduğu söylenemez.
Tazminat sorumluluğunun değerlendirilmesinde işverenin yükümlülüklerine aykırı davranıp davranmadığı, olayın oluş şekli, kusur durumu, zarar ve uygun nedensellik bağı önem taşır.
İş Kazasında Maddi Tazminat Neleri Kapsar?
Türk Borçlar Kanunu'nun 54. maddesinde bedensel zararlar bakımından maddi tazminat kalemleri düzenlenmiştir.
Somut olayın özelliklerine göre;
tedavi ve bakım giderleri,
kazanç kaybı,
çalışma gücünün azalmasından veya yitirilmesinden doğan zararlar,
ekonomik geleceğin sarsılmasından kaynaklanan zararlar
gündeme gelebilir.
Ancak her iş kazasında bu kalemlerin tamamının mutlaka mevcut olduğu kabul edilmez.
Zararın niteliği, tıbbi bulgular, kazanç durumu, kusur ve SGK ödemeleri birlikte değerlendirilmelidir.
İş Kazasında Manevi Tazminat Talep Edilebilir mi?
Türk Borçlar Kanunu'nun 56. maddesi uyarınca bedensel bütünlüğü zedelenen kişiye, olayın özellikleri dikkate alınarak uygun miktarda manevi tazminat ödenmesine karar verilebilir.
İş kazasının kişinin yaşamı üzerindeki etkileri, yaralanmanın niteliği, tedavi süreci ve olayın diğer özellikleri değerlendirmede önem taşıyabilir.
Ancak manevi tazminat bakımından kanunda her yaralanma türü için belirlenmiş sabit bir ödeme tarifesi bulunmamaktadır.
Bu nedenle “İş kazasında kesin olarak şu kadar tazminat alınır” şeklindeki açıklamalar doğru değildir.
Tazminat miktarı somut dosyadaki delillere göre değerlendirilir.
7. Tedavi, İyileşme ve İşe Dönüş Süreci Takip Edilmelidir
İş kazasının hukuki sonuçları, ilk tıbbi müdahalenin tamamlanmasıyla her zaman sona ermez.
Bazı yaralanmalarda uzun süreli fizik tedavi, ameliyat, rehabilitasyon veya düzenli sağlık kontrolü gerekebilir.
Bu süreçte çalışanın sağlık durumuna uygun biçimde tedaviye devam etmesi önemlidir.
İş Kazası Geçiren İşçi Yeniden Çalışmaya Başlayabilir mi?
İşe dönüş bakımından sağlık durumunun ve yapılacak işin niteliğinin değerlendirilmesi gerekir.
Özellikle ağır yaralanmalar sonrasında işyeri hekiminin değerlendirmesi, sağlık raporları ve çalışma koşulları önem taşıyabilir.
Çalışanın önceki görevini yerine getiremeyecek durumda olması hâlinde somut koşullara göre uygun iş veya çalışma düzenlemelerinin değerlendirilmesi gerekebilir.
Ancak her iş kazasının iş sözleşmesini kendiliğinden sona erdirdiği veya işçinin eski görevine koşulsuz dönme hakkı bulunduğu söylenemez.
İş sözleşmesinin devamı ve sona erdirilmesi bakımından İş Kanunu hükümleri ayrıca değerlendirilmelidir.
İş Kazası Geçiren İşçi Kusurluysa Tazminat Alabilir mi?
İş kazasında çalışanın kusurunun bulunması, tazminat sorumluluğunun değerlendirilmesinde etkili olabilir.
Ancak işçinin belirli bir ölçüde kusurlu olması, bütün taleplerinin otomatik olarak ortadan kalkacağı anlamına gelmez.
Kusur değerlendirmesinde işverenin alması gereken güvenlik önlemleri, çalışanlara verilen eğitimler, işyerindeki denetimler ve kazanın gerçekleşme biçimi incelenir.
Örneğin koruyucu donanımın sağlanmadığı, makine güvenlik tedbirlerinin alınmadığı veya yeterli eğitim verilmediği bir olayda yalnızca işçinin dikkatsiz olduğu ileri sürülerek işverenin yükümlülükleri göz ardı edilemez.
Buna karşılık çalışanın kendisine verilen uygun güvenlik talimatlarına aykırı davranması da somut olayın kusur değerlendirmesinde önem taşıyabilir.
Bu nedenle kusur oranları, olayın niteliğine uygun teknik ve hukuki incelemeyle belirlenmelidir.
Sigortasız Çalışan İş Kazası Geçirirse Tazminat Alabilir mi?
İşveren tarafından SGK'ya bildirilmeden çalıştırılan bir kişinin iş kazası geçirmesi, hukuki koruma yollarının tamamen ortadan kalktığı anlamına gelmez.
Ancak sigortasız çalışmanın hukuki ve sosyal güvenlik bakımından farklı sonuçları bulunmaktadır.
Bu durumda öncelikle kişi ile işveren arasındaki fiilî çalışma ilişkisinin belirlenmesi gerekebilir.
İşyerinde çalışıldığı;
tanık anlatımları,
işyeri kayıtları,
ücret ödemeleri,
yazışmalar,
vardiya çizelgeleri,
kamera görüntüleri
gibi delillerle ortaya konulabilir.
Gerekli şartların bulunması hâlinde sigortalılık ve iş kazasının tespitiyle ilgili hukuki süreçler gündeme gelebilir.
Sigortasız çalıştırılma nedeniyle SGK haklarından fiilen yararlanılamıyor olması ile işverenden hukuki sorumluluğa dayalı tazminat talep edilmesi birbirinden farklı konulardır.
Dolayısıyla “Sigortam yok, iş kazası nedeniyle hiçbir hakkım bulunmuyor” şeklindeki düşünce doğru değildir.
Bununla birlikte sigortalılığın ve iş kazasının tespiti, SGK tarafından sağlanabilecek hakların değerlendirilmesi açısından önem taşımaktadır.
Ölümlü İş Kazasında İşçinin Ailesinin Hakları Nelerdir?
İş kazasının ölümle sonuçlanması durumunda hem sosyal güvenlik hakları hem de şartlarına göre maddi ve manevi tazminat talepleri gündeme gelebilir.
SGK tarafından ölüm geliri, cenaze ödeneği ve diğer kanuni hakların değerlendirilmesi mümkündür.
Bunun yanında Türk Borçlar Kanunu'nun 53. maddesi uyarınca ölüm hâlinde destekten yoksun kalan kişiler, şartları oluşmuşsa destekten yoksun kalma tazminatı talep edebilir.
Türk Borçlar Kanunu'nun 56. maddesi kapsamında ölen kişinin yakınlarının manevi tazminat talepleri de gündeme gelebilir.
Ancak destekten yoksun kalma tazminatı ile manevi tazminatın şartları ve hesaplanma yöntemleri farklıdır.
Ayrıca olayın niteliğine göre ceza soruşturması yürütülmesi mümkündür.
Ceza soruşturması ile iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davası birbirinden ayrı hukuki süreçlerdir.
SGK İş Kazasını Kabul Etmezse Ne Yapılabilir?
SGK tarafından bir olayın iş kazası kabul edilmemesi hâlinde, olayın niteliğine göre Kuruma başvuru ve yargısal yollar gündeme gelebilir.
İş kazasının tespitine ilişkin uyuşmazlıklarda olayın 5510 sayılı Kanun'un 13. maddesinde belirtilen koşulları taşıyıp taşımadığı değerlendirilir.
Bu noktada 2026 tarihli güncel bir Yargıtay kararı önem taşımaktadır.
Yargıtay 10. Hukuk Dairesinin 02.02.2026 tarihli, 2025/11672 Esas ve 2026/587 Karar sayılı ilamında, iş kazasından kaynaklanan tazminat davası ile iş kazasının tespitine ilişkin derdest dava arasındaki bağlantı değerlendirilmiştir.
Yargıtay, iş kazasının varlığının sabit olmasının tazminat davasının değerlendirilmesinde ön koşul niteliği taşıdığını belirterek, ilgili tespit davasının sonucunun bekletici mesele yapılması gerektiğine karar vermiştir.
Bu karar, iş kazası dosyalarında olayın SGK tarafından nasıl değerlendirildiğinin ve tespit davalarının önemini göstermektedir.
İş Kazası Tazminat Davasında Arabuluculuk Zorunlu mu?
Hayır, iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davalarında dava şartı arabuluculuk bulunmamaktadır.
7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu'nun 3. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca iş kazası veya meslek hastalığından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davaları ile bunlara ilişkin tespit, itiraz ve rücu davalarında zorunlu arabuluculuk kuralı uygulanmaz.
Bu durum, işçilik alacaklarına ilişkin diğer davalarla karıştırılmamalıdır.
Örneğin ücret alacağı veya kıdem tazminatı uyuşmazlığı bakımından dava şartı arabuluculuk söz konusu olabilirken, doğrudan iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davasında aynı zorunluluk bulunmamaktadır.
Ancak tarafların kanunen elverişli uyuşmazlıklarda gönüllü olarak arabuluculuğa başvurabilmesi ayrı bir konudur.
İş Kazası Tazminat Davası Hangi Mahkemede Açılır?
İş kazasından kaynaklanan işçi-işveren tazminat uyuşmazlıklarında görevli mahkeme kural olarak İş Mahkemesidir.
7036 sayılı Kanun'un 5. maddesi, iş mahkemelerinin görev alanını düzenlemektedir.
Yetkili mahkeme ise tarafların yerleşim yerleri, işin yapıldığı yer ve uygulanabilecek diğer yetki kuralları dikkate alınarak belirlenebilir.
Bu nedenle iş kazasının İzmir'de meydana gelmiş olması önemli bir yetki bağlantısı oluşturabilse de, her dosyada yalnızca kazanın gerçekleştiği yere bakılarak görev ve yetki belirlenmemelidir.
İş Kazası Tazminat Davasında Zamanaşımı Kaç Yıldır?
İş kazasından kaynaklanan tazminat taleplerinde zamanaşımı önemli bir konudur.
İşverene karşı iş ilişkisinden kaynaklanan maddi ve manevi tazminat taleplerinde kural olarak Türk Borçlar Kanunu'nun 146. maddesi kapsamında 10 yıllık zamanaşımı süresi gündeme gelmektedir.
Yargıtay 10. Hukuk Dairesinin 03.07.2025 tarihli, 2025/242 Esas ve 2025/11284 Karar sayılı ilamında da ölümlü iş kazasından doğan tazminat talepleri yönünden genel olarak 10 yıllık zamanaşımı değerlendirilmiştir.
Bununla birlikte zamanaşımının başlangıcı, talebin hukuki niteliği, sorumlu tutulan kişiler ve olayın diğer özellikleri sonucu değiştirebilir.
Özellikle ceza hukukundan kaynaklanan daha uzun zamanaşımı sürelerinin uygulanıp uygulanamayacağı da her sorumlu kişi bakımından aynı şekilde değerlendirilmeyebilir.
Bu nedenle iş kazası sonrasında zamanaşımı bakımından hak kaybı yaşanmaması için hukuki sürecin geciktirilmemesi önemlidir.
İzmir'de İş Kazası Sonrasında Hukuki Süreç Nasıl Değerlendirilir?
İzmir'de sanayi, üretim, inşaat, lojistik ve hizmet sektörlerinde çalışan kişilerin karşılaştıkları iş kazaları, olayın niteliğine göre farklı hukuki incelemeler gerektirebilir.
Örneğin üretim tesisinde makineye bağlı yaralanma, şantiyede yüksekten düşme veya işverenin sağladığı servis aracının kaza yapması aynı delil ve kusur değerlendirmesine tabi değildir.
Bu nedenle iş kazası uyuşmazlıklarında özellikle;
olayın iş kazası niteliğinde olup olmadığı,
işverenin bildirim yükümlülüklerini yerine getirip getirmediği,
iş sağlığı ve güvenliği önlemlerinin alınıp alınmadığı,
olayın oluş şekli ve kusur durumu,
sağlık raporları ve kalıcı zararların bulunup bulunmadığı,
SGK tarafından yapılan veya yapılabilecek ödemeler,
maddi ve manevi tazminat şartları
birlikte incelenmelidir.
Avukat Yağmur Evci Sağlam, İzmir'de iş hukuku ve tazminat hukuku kapsamında iş kazalarından kaynaklanan uyuşmazlıklar, SGK işlemleri, maddi ve manevi tazminat talepleri ve ilgili dava süreçlerinde somut olayın özelliklerine göre hukuki danışmanlık ve dava takibi hizmeti sunmaktadır.
Sık Sorulan Sorular
İş kazası geçirdim, ilk ne yapmalıyım?
Öncelikle gerekli tıbbi yardım alınmalı, olay işverene bildirilmeli ve kazaya ilişkin sağlık belgeleri ile diğer deliller korunmalıdır.
İş kazası kaç gün içinde SGK'ya bildirilmelidir?
4/a kapsamında çalışan işçiler bakımından işverenin iş kazasını kural olarak kazadan sonraki üç iş günü içinde SGK'ya bildirmesi gerekir.
İşveren iş kazasını SGK'ya bildirmezse haklarım kaybolur mu?
Bildirim yapılmaması, olayın iş kazası olarak değerlendirilmesi imkânını kendiliğinden ortadan kaldırmaz. SGK'ya başvuru ve gerektiğinde hukuki tespit yolları gündeme gelebilir.
İş kazası geçiren işçi ne kadar tazminat alır?
Sabit bir tazminat miktarı bulunmamaktadır. Zarar, kusur, kazanç durumu, sağlık raporları ve diğer hukuki unsurlar değerlendirilerek belirlenir.
Sigortasız işçi iş kazası nedeniyle dava açabilir mi?
Şartları varsa evet. Ancak öncelikle fiilî çalışma ilişkisinin ve gerekli durumlarda sigortalılığın ve iş kazasının tespit edilmesi önem taşıyabilir.
İş kazası tazminat davasında arabuluculuk zorunlu mu?
Hayır. 7036 sayılı Kanun'un 3/3. maddesi uyarınca iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davaları dava şartı arabuluculuk kapsamında değildir.
İş kazasında işveren her zaman tazminat öder mi?
Hayır. Tazminat sorumluluğu, işverenin yükümlülükleri, kusur, zarar ve nedensellik bağı gibi unsurlar değerlendirilerek belirlenir.
İş kazasında %10 iş göremezlik oranı ne anlama gelir?
SGK tarafından meslekte kazanma gücünün en az %10 oranında azaldığı tespit edilirse diğer şartlarla birlikte sürekli iş göremezlik geliri gündeme gelebilir.
İş kazasında rapor parası ilk günden ödenir mi?
İş kazası sigortası kapsamında gerekli şartlar ve uygun istirahat raporu mevcutsa geçici iş göremezlik ödeneği ilk günden itibaren değerlendirilebilir.
Ölümlü iş kazasında aile tazminat isteyebilir mi?
Kanuni şartlar oluştuğunda destekten yoksun kalma tazminatı ve manevi tazminat talepleri gündeme gelebilir. SGK ölüm geliri ve diğer haklar da ayrıca değerlendirilebilir.
Sonuç
İş kazası geçiren çalışanlar açısından sağlık durumunun korunması kadar, olayın doğru biçimde belgelenmesi ve sosyal güvenlik haklarının değerlendirilmesi de önem taşımaktadır.
İş kazasının hemen ardından tıbbi yardım alınması, kazanın ilgili kurumlara bildirilmesi, kaza tutanağının düzenlenmesi, sağlık raporlarının saklanması ve SGK işlemlerinin takip edilmesi sonraki aşamalarda ortaya çıkabilecek uyuşmazlıklar bakımından önemlidir.
Bunun yanında işverenin iş sağlığı ve güvenliği yükümlülükleri, kusur durumu ve çalışanın uğradığı zararlar değerlendirilerek maddi veya manevi tazminat talepleri gündeme gelebilir.
İş kazasının SGK tarafından kabul edilmesi, sürekli iş göremezlik geliri bağlanması ve işverenden tazminat talep edilmesi birbirinden farklı hukuki süreçlerdir.
Bu nedenle iş kazası sonrasında her olayın kendi özelliklerine göre değerlendirilmesi, hak kaybının önlenmesi açısından önem taşımaktadır.
Hukuki Bilgi ve İletişim
İzmir'de iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat, SGK işlemleri ve iş hukuku uyuşmazlıkları hakkında bilgi almak için Avukat Yağmur Evci Sağlam ile iletişime geçilebilir.
Avukat Yağmur Evci Sağlam
İzmir / Konak
Web sitesi: https://www.yagmurevci.av.tr/
Hukuki Uyarı: Bu yazı genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmış olup hukuki danışmanlık niteliğinde değildir. İş kazasının niteliği, SGK hakları, tazminat koşulları, görevli ve yetkili mahkeme ile zamanaşımı süreleri somut olayın özelliklerine ve yürürlükteki mevzuata göre değişebilir.
Yorumlar