Şirket Alacağı Nasıl Tahsil Edilir? İcra Takibi ve Ticari Alacak Rehberi 2026 | İzmir Avukat
Şirketler açısından tahsil edilemeyen alacaklar yalnızca hukuki bir sorun değildir. Vadesi geçmiş faturalar, ödenmeyen cari hesap borçları, çek ve bonolar, sözleşmeden kaynaklanan ödemeler ve ticari hizmet bedelleri işletmenin nakit akışını ve faaliyetlerini doğrudan etkileyebilir.
Özellikle ticari ilişkilerde “Şirket alacağı nasıl tahsil edilir?”, “Faturaya dayanarak icra takibi yapılabilir mi?”, “Borçlu şirket icra takibine itiraz ederse ne olur?”, “İhtiyati haciz hangi durumlarda istenebilir?” ve “Çek veya senet varsa hangi takip yolu kullanılmalıdır?” soruları sıkça gündeme gelmektedir.
Şirket alacağının tahsilinde kullanılacak hukuki yol, alacağın dayanağına göre değişmektedir. Sözleşme ve faturaya dayanan bir alacak ile çek veya bonoya dayanan bir alacak aynı takip yöntemiyle değerlendirilmek zorunda değildir. Benzer şekilde alacağın rehin veya ipotekle teminat altına alınmış olması da izlenecek yolu değiştirebilir.
Bu yazımızda İzmir’de şirket alacaklarının tahsili, ilamsız icra takibi, kambiyo senetlerine özgü takip, borçlunun itirazı, itirazın iptali davası, ihtiyati haciz, ticari arabuluculuk ve şirketlerden alacak tahsilinde dikkat edilmesi gereken hususları 2026 yılı itibarıyla ele alıyoruz.
Şirket Alacağı Nedir?
Şirketlerin ticari faaliyetleri sırasında gerçek veya tüzel kişilerden doğan para alacakları genel olarak ticari alacak kapsamında değerlendirilebilir.
Bu alacaklar örneğin;
mal satışından,
hizmet sözleşmesinden,
cari hesap ilişkisinden,
bayilik veya distribütörlük ilişkisinden,
taşıma ve lojistik hizmetlerinden,
kira ilişkisinden,
çek veya bonodan,
kredi veya finansman ilişkisinden,
ticari sözleşmelerden
kaynaklanabilir.
Alacağın hangi hukuki ilişkiden doğduğu, uygulanacak takip veya dava yönteminin belirlenmesinde önemlidir.
Şirket Alacağı Tahsil Edilmeden Önce Hangi Belgeler İncelenmelidir?
Ticari alacak dosyasında ilk aşamada alacağın dayanağının mümkün olduğunca açık biçimde ortaya konulması gerekir.
Özellikle;
yazılı sözleşmeler,
faturalar ve e-faturalar,
sevk irsaliyeleri,
teslim-tesellüm belgeleri,
cari hesap kayıtları,
cari hesap mutabakatları,
banka dekontları,
çek ve bonolar,
e-posta yazışmaları,
KEP yazışmaları,
sipariş formları,
teminat mektupları,
rehin ve ipotek belgeleri
önem taşıyabilir.
Kaynak makalede de tahsilat öncesinde sözleşme, fatura, teslim belgeleri, cari mutabakat, çek-senet ve yazışmaların birlikte değerlendirilmesinin önemi vurgulanmaktadır.
İzmir'de Şirket Alacağı İcra Tahsilat Avukatı | Kapital Legal Hukuk Bürosu.pdf
Ancak yalnızca faturanın mevcut olması her uyuşmazlıkta alacağın kesin biçimde ispatlandığı anlamına gelmez.
Nitekim İzmir Bölge Adliye Mahkemesine taşınan bir ticari uyuşmazlıkta faturaların tek başına borç ikrarı niteliğinde olmadığı; teslim belgeleri ve ticari ilişkinin diğer unsurlarının da incelenmesi gerektiği değerlendirilmiştir.
Bu nedenle ticari alacaklarda belge zincirinin tamamı önem taşımaktadır.
Şirket Alacağı İçin Doğrudan İcra Takibi Başlatılabilir mi?
Alacağın niteliğine göre doğrudan icra takibi başlatılması mümkündür.
Para ve teminat alacaklarının tahsilinde mahkeme kararı bulunmadan da belirli şartlarla ilamsız icra takibine başvurulabilir.
UYAP sistemi üzerinden de avukatlar ilamlı ve ilamsız icra takibi başlatabilmektedir.
Ancak hangi takip türünün tercih edileceği önemlidir.
Şirket alacaklarında başlıca;
genel haciz yoluyla ilamsız takip,
kambiyo senetlerine özgü haciz yolu,
rehnin paraya çevrilmesi yolu,
ilam mevcutsa ilamlı icra
gündeme gelebilir.
Faturaya Dayalı Alacak İçin İcra Takibi Yapılabilir mi?
Evet.
Sözleşme, fatura, cari hesap veya benzeri ticari ilişkilerden doğan para alacakları bakımından şartları varsa genel haciz yoluyla ilamsız takip başlatılabilir.
Borçluya ödeme emri gönderilir.
Borçlunun ödeme emrine süresi içerisinde itiraz etmesi hâlinde genel haciz yoluyla takip durabilir.
Bundan sonraki aşamada alacağın niteliğine ve eldeki belgelere göre itirazın iptali veya şartları mevcutsa itirazın kaldırılması yolları gündeme gelebilir.
Borçlu Şirket İcra Takibine İtiraz Ederse Ne Olur?
Genel haciz yoluyla ilamsız takipte borçlunun süresinde yaptığı itiraz takibi durdurur.
Alacaklı bu aşamada dosyanın özelliklerine göre hukuki yollara başvurabilir.
En önemli yollardan biri itirazın iptali davasıdır.
İcra ve İflas Kanunu m.67’ye göre alacaklı, itirazın kendisine tebliğinden itibaren bir yıl içerisinde mahkemeye başvurarak itirazın iptalini talep edebilir.
Bir yıllık süre geçirilmiş olsa dahi genel hükümlere göre alacak davası açma hakkı tamamen ortadan kalkmış sayılmaz; ancak itirazın iptaline özgü sonuçlar bakımından farklılık ortaya çıkar.
İtirazın İptali Davasında Arabuluculuk Zorunlu mu?
Uyuşmazlık ticari dava niteliğindeyse evet.
Türk Ticaret Kanunu m.5/A uyarınca ticari davalardan;
konusu bir miktar para olan alacak,
tazminat,
itirazın iptali,
menfi tespit,
istirdat
davalarında dava açılmadan önce arabulucuya başvurulması dava şartıdır.
Bu düzenleme 1 Eylül 2023 tarihinden itibaren itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davalarını da açık biçimde kapsamaktadır.
İzmir Asliye Ticaret Mahkemelerinin kararlarında da gerekli arabuluculuk süreci tamamlanmadan açılan ticari davaların dava şartı yokluğu nedeniyle reddedilebildiği görülmektedir.
İcra Takibine Başlamadan Önce Arabuluculuk Zorunlu mu?
Burada önemli bir ayrım vardır.
İcra takibi başlatılması ile dava açılması aynı şey değildir.
TTK m.5/A’daki zorunlu arabuluculuk, maddede belirtilen davalar bakımından dava şartıdır.
Dolayısıyla ticari alacak için genel olarak doğrudan icra takibi başlatılmadan önce mutlaka arabuluculuk yapılması gerektiğini söylemek doğru değildir.
Ancak borçlunun itirazından sonra ticari nitelikte bir itirazın iptali davası açılacaksa zorunlu arabuluculuk gündeme gelir.
Bu ayrım uygulamada oldukça önemlidir.
İcra İnkâr Tazminatı Talep Edilebilir mi?
İtirazın iptali davasında şartları oluşmuşsa icra inkâr tazminatı gündeme gelebilir.
İİK m.67’ye göre borçlunun itirazının haksız olduğuna karar verilmesi hâlinde, diğer şartların da bulunması ve talep edilmesi durumunda borçlu aleyhine hükmolunan meblağın yüzde yirmisinden az olmamak üzere tazminata karar verilebilir.
Ancak icra inkâr tazminatı her kabul edilen alacak davasında otomatik olarak uygulanmaz. Alacağın likit olup olmadığı ve somut uyuşmazlığın özellikleri ayrıca değerlendirilir.
Çek veya Bono Varsa Hangi Takip Yolu Kullanılabilir?
Alacak geçerli bir;
çek,
bono veya
poliçeye
dayanıyorsa kambiyo senetlerine özgü haciz yolu gündeme gelebilir.
Bu takip yolunun genel haciz yolundan önemli farklılıkları bulunmaktadır.
Kambiyo takibinde borçlunun itiraz süresi beş gündür ve itiraz icra dairesine değil icra mahkemesine yapılır. Ayrıca itiraz genel haciz yolundaki gibi takibi kendiliğinden bütünüyle durdurmaz.
Bu nedenle çek ve bono dosyalarında;
senedin zorunlu unsurları,
vade,
imza,
ciro zinciri,
ibraz ve diğer süreler
dikkatle incelenmelidir.
Rehin veya İpotek Varsa Doğrudan Haciz Yoluna Gidilebilir mi?
Her zaman değil.
İcra ve İflas Kanunu m.45 uyarınca alacak rehinle teminat altına alınmışsa kural olarak önce rehnin paraya çevrilmesi yoluna başvurulması gerekir.
Ancak bu kuralın istisnaları vardır.
Özellikle alacağın aynı zamanda çek, bono veya poliçeye bağlanmış olması hâlinde kambiyo senetlerine özgü takip yolu bakımından özel hükümler uygulanır. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu da rehinle temin edilen ve aynı zamanda kambiyo senedine bağlı olan bir alacakta alacaklının bu iki takip yolundan birini seçebileceğini kabul etmektedir.
Dolayısıyla teminat bulunan ticari alacaklarda takip türünün dosyanın hukuki yapısına göre belirlenmesi gerekir.
İhtiyati Haciz Nedir?
Ticari alacaklarda tahsilatı güvence altına almak amacıyla gündeme gelebilen önemli araçlardan biri ihtiyati hacizdir.
İİK m.257’ye göre rehinle temin edilmemiş ve vadesi gelmiş bir para borcunun alacaklısı, belirli şartlarla borçlunun taşınır ve taşınmaz malları ile üçüncü kişilerdeki alacak ve haklarının ihtiyaten haczini isteyebilir.
Vadesi henüz gelmemiş bir alacakta ise ihtiyati haciz için kanunda ayrıca özel şartlar öngörülmüştür.
Örneğin borçlunun belirli bir yerleşim yerinin bulunmaması veya mallarını kaçırmaya yönelik davranışlarının söz konusu olması bunlar arasındadır.
İhtiyati Haciz İçin Fatura Yeterli midir?
Her zaman değil.
İhtiyati haciz bakımından mahkemeye alacağın varlığı ve ihtiyati haciz şartları konusunda kanaat oluşturacak deliller sunulması gerekir.
Yalnızca tek taraflı düzenlenmiş fatura, somut olayın özelliklerine göre yeterli görülmeyebilir.
Örneğin faturaya dayanan bir ticari uyuşmazlıkta teslimin yapılıp yapılmadığı ve faturaların kabul edilip edilmediği tartışmalıysa mahkeme yaklaşık ispat şartının oluşmadığı sonucuna ulaşabilir.
Bu nedenle;
sözleşme,
imzalı teslim belgesi,
cari hesap mutabakatı,
banka kaydı,
borç ikrarı,
yazışmalar
gibi belgelerin birlikte değerlendirilmesi önemlidir.
Borçlunun Banka Hesapları ve Araçları Haczedilebilir mi?
Takibin kesinleşmesi ve yasal şartların oluşması hâlinde borçlunun haczi mümkün malvarlığı üzerinde haciz işlemleri yapılabilir.
Bunlar somut dosyaya göre;
banka hesapları,
araçlar,
taşınmazlar,
üçüncü kişilerdeki hak ve alacaklar,
belirli taşınır mallar
olabilir.
Ancak her malvarlığı unsurunun haczi aynı kurallara tabi değildir ve kanunda haczedilemezlik hükümleri de bulunmaktadır.
UYAP sisteminde icra dosyalarının elektronik ortamda yürütülmesi ve birçok işlemin çevrimiçi olarak yapılması mümkündür.
Şirket Alacağında Cari Hesap Mutabakatı Neden Önemlidir?
Şirketler arasındaki uzun süreli ticari ilişkilerde çok sayıda fatura, ödeme ve mahsup işlemi bulunabilir.
Bu nedenle düzenli cari hesap mutabakatları alacak miktarının belirlenmesi bakımından önem taşıyabilir.
Ancak cari hesap ekstresi, fatura veya şirketin kendi muhasebe kaydı tek başına her durumda alacağın kesin kanıtı değildir.
Belgelerin;
karşı tarafça kabul edilip edilmediği,
ticari defterlerle uyumu,
teslim belgeleriyle desteklenip desteklenmediği,
ödeme kayıtları
birlikte incelenmelidir.
Şirket Alacaklarında Ticari Defterler Delil Olabilir mi?
Evet.
Tacirler arasındaki uyuşmazlıklarda usulüne uygun şekilde tutulmuş ticari defterler belirli şartlarla delil niteliği taşıyabilir.
Ancak ticari defterlerin ispat gücü, defterlerin usulüne uygun tutulup tutulmadığı ve karşı tarafın ticari kayıtlarıyla ilişkisi gibi unsurlara göre değişmektedir.
Bu nedenle şirket alacaklarının tahsilinde muhasebe kayıtlarının dava veya takip başlamadan önce kontrol edilmesi yararlı olabilir.
Borçlu Şirketle Yapılandırma Yapılabilir mi?
Her ticari alacağın mutlaka dava ve haciz aşamasına kadar ilerlemesi gerekmez.
Borçlunun ödeme kapasitesinin bulunması hâlinde taraflar;
taksitlendirme,
ödeme protokolü,
ek teminat,
rehin,
ipotek,
kambiyo senedi,
banka teminat mektubu
gibi yöntemleri değerlendirebilir.
Ancak yapılandırma yapılırken eski borcun niteliği, yeni ödeme tarihleri, temerrüt sonuçları ve verilen teminatların açıkça düzenlenmesi önemlidir.
Aksi hâlde yapılandırma sözleşmesi ileride yeni uyuşmazlıklara neden olabilir.
Şirket Alacağında Kefalet Varsa Ne Yapılabilir?
Ticari alacakların teminatlandırılmasında kefalet sık kullanılan yöntemlerden biridir.
Ancak kefalet sözleşmesinin geçerliliği Türk Borçlar Kanunu’ndaki şekil şartlarına tabidir.
Kefaletin;
yazılı olması,
azami miktarın gösterilmesi,
kefalet tarihinin belirtilmesi,
bazı unsurların kefilin el yazısıyla yazılması
gibi geçerlilik koşulları bulunmaktadır.
Evli gerçek kişiler bakımından eş rızası meselesi de istisnalarıyla birlikte ayrıca incelenmelidir.
Bu nedenle şirket sözleşmesinde “şirket yetkilisi kefildir” şeklindeki basit bir ibare her olayda geçerli bir şahsi teminat oluşturmayabilir.
İzmir’de Şirket Alacağı Tahsilinde Hangi Mahkeme Görevlidir?
Uyuşmazlığın niteliğine göre görevli mahkeme değişebilir.
Her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili ve Türk Ticaret Kanunu kapsamında ticari dava sayılan alacak uyuşmazlıklarında genel olarak Asliye Ticaret Mahkemeleri görevli olabilir.
Buna karşılık uyuşmazlığın tarafları, hukuki ilişkinin niteliği veya özel kanun hükümleri farklı bir görevli mahkemeyi gündeme getirebilir.
Bu nedenle “şirket alacağı varsa mutlaka Asliye Ticaret Mahkemesi görevlidir” şeklinde her olaya uygulanabilecek bir kuraldan söz etmek doğru değildir.
İzmir’de Şirket Alacağı Tahsilinde Yetkili Yer Nasıl Belirlenir?
Yetkili icra dairesi veya mahkeme;
borçlunun yerleşim yeri,
sözleşmenin ifa yeri,
sözleşmede geçerli bir yetki anlaşması bulunup bulunmadığı,
alacağın niteliği
gibi unsurlara göre belirlenebilir.
Tacirler veya kamu tüzel kişileri arasında yapılan yetki sözleşmeleri bakımından ayrıca Hukuk Muhakemeleri Kanunu hükümleri dikkate alınır.
Bu nedenle ticari sözleşme hazırlanırken yetki hükümlerinin de açık şekilde düzenlenmesi önemlidir.
Şirket Alacağının Tahsilinde Zamanaşımı Ne Kadardır?
Ticari alacakların tamamı için geçerli tek bir zamanaşımı süresi bulunmamaktadır.
Zamanaşımı;
sözleşmenin türüne,
alacağın hukuki niteliğine,
çek veya bono bulunup bulunmamasına,
kira, satış, eser veya taşıma ilişkisinin söz konusu olup olmamasına
göre değişebilir.
Bu nedenle yalnızca “ticari alacaklarda zamanaşımı 10 yıldır” şeklinde genel bir sonuca ulaşmak doğru değildir.
Her alacak bakımından uygulanacak özel zamanaşımı süresi ayrıca kontrol edilmelidir.
İzmir’de Şirket Alacağı Tahsil Sürecinde Nelere Dikkat Edilmelidir?
Şirket alacağının tahsili sürecinde öncelikle dosyanın hukuki ve ekonomik yapısının birlikte değerlendirilmesi gerekir.
Özellikle;
alacağın dayanağı,
muacceliyet tarihi,
zamanaşımı,
borçlunun itiraz ihtimali,
eldeki belgelerin niteliği,
çek veya bono bulunup bulunmadığı,
rehin, ipotek veya kefalet gibi teminatlar,
ihtiyati haciz şartları,
zorunlu arabuluculuk gerekip gerekmediği
birlikte incelenmelidir.
Avukat Yağmur Evci Sağlam, İzmir’de ticari alacaklar, icra ve iflas hukuku ile alacak davalarından kaynaklanan uyuşmazlıklarda somut dosyanın özelliklerine göre hukuki danışmanlık ve dava/takip hizmeti sunmaktadır.
Sık Sorulan Sorular
Şirket alacağı için doğrudan icra takibi başlatılabilir mi?
Alacağın niteliğine göre evet. Para alacaklarında belirli şartlarla mahkeme kararı bulunmaksızın ilamsız takip başlatılması mümkündür.
Ticari alacak için icra takibinden önce arabuluculuk zorunlu mu?
Doğrudan icra takibine başlanması bakımından genel olarak zorunlu değildir. Ancak ticari nitelikteki para alacağı, tazminat, itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davalarında dava öncesi arabuluculuk dava şartıdır.
Faturayla icra takibi yapılabilir mi?
Evet. Ancak borçlunun itirazı hâlinde faturanın yanında teslim, sözleşme, yazışma ve diğer delillerin de önem kazanabileceği unutulmamalıdır.
Borçlu icra takibine itiraz ederse ne olur?
Genel haciz yoluyla ilamsız takipte süresinde yapılan itiraz takibi durdurabilir. Alacaklı dosyanın özelliklerine göre itirazın iptali veya şartları varsa itirazın kaldırılması yoluna başvurabilir.
İtirazın iptali davası için süre ne kadardır?
Borçlunun itirazının alacaklıya tebliğinden itibaren bir yıl içerisinde itirazın iptali davası açılabilir.
Çek veya bono varsa hangi takip yapılır?
Geçerli bir çek, bono veya poliçeye dayanan alacak bakımından kambiyo senetlerine özgü haciz yolu kullanılabilir. Borçlunun temel itiraz süresi beş gündür.
Borçlu mallarını kaçırıyorsa ne yapılabilir?
Şartları oluşmuşsa ihtiyati haciz talep edilmesi gündeme gelebilir. Ancak ihtiyati haciz otomatik değildir; İİK m.257 ve devamındaki koşulların bulunması gerekir.
Rehin bulunan alacakta genel haciz yoluna gidilebilir mi?
Kural olarak alacak rehinle teminat altındaysa önce rehnin paraya çevrilmesi yoluna başvurulur. Kanunda, özellikle kambiyo senetleri bakımından istisnalar bulunmaktadır.
Sonuç
Şirket alacaklarının tahsilinde her dosya için tek bir doğru yöntem bulunmamaktadır.
Faturaya ve sözleşmeye dayanan bir alacakta genel haciz yoluyla takip uygun olabilirken, geçerli bir çek veya bonoya dayanan alacak bakımından kambiyo senetlerine özgü takip daha farklı bir hukuki sistem içerir. Rehinli alacaklarda ise kural olarak önce rehnin paraya çevrilmesi yolu dikkate alınmalıdır.
Borçlunun takibe itiraz etmesi hâlinde itirazın iptali veya şartları varsa itirazın kaldırılması gündeme gelebilir. Ticari nitelikteki itirazın iptali ve diğer TTK m.5/A kapsamındaki davalarda zorunlu arabuluculuk aşamasının tamamlanması gerekir.
Bunun yanında borçlunun malvarlığının tahsilatı tehlikeye düşürecek şekilde hareket ettiği veya diğer kanuni koşulların oluştuğu durumlarda ihtiyati haciz seçeneğinin zamanında değerlendirilmesi önem taşır.
Bu nedenle İzmir’de şirket alacağı tahsili ve icra takibi bakımından izlenecek yöntemin; alacağın dayanağı, teminatlar, mevcut belgeler, zamanaşımı ve borçlunun hukuki durumuna göre belirlenmesi gerekir.
Hukuki Uyarı: Bu yazı genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır ve hukuki danışmanlık niteliğinde değildir. İcra takibinin türü, görevli ve yetkili mahkeme, arabuluculuk gerekliliği, zamanaşımı ve geçici hukuki koruma koşulları somut uyuşmazlığa göre değişebilir.
Yorumlar